EVLİLİK VE AİLE DANIŞMASINDA AİLE İÇİ ETKİLİ İLETİŞİMİN ÖNEMİNİN VURGULANMASI

 

 

                                                                                                          Tuğba Şenyurt *

ÖZET

 

Bu makalede aile içindeki etkili iletişimin önemi üzerinde durulmakta ve etkili bir iletişimi kurabilmek için yapılması gerekenler sayılmakta ve etkili iletişimin olmadığı ailelerde kullanılan iletişim engelleri ele alınmakta ve çatışmalar üzerinde durulmaktadır.

Sağlıklı bir aile için etkili bir iletişim şarttır. Bunun için bu makalede aile üyelerinin birbirlerine sevgilerini ifade etmeleri, diyalog halinde bir iletişim kurmaları, olumlu ve empatik bir iletişim içinde olmaları, birbirlerinin varlıklarını kabul etmeleri, birbirlerini etkili bir şekilde dinlemeleri, açık iletişim kurmaları ve bu iletişimi kullanmaları üzerinde duruluyor. Etkili iletişimin kurulmadığı yerde kullanılan 12 iletişim engelleri ve bu engellerin yol açtığı iletişim çatışmaları ele alınıyor. Çatışmalara sorun çocuğun, sorun anne-babanın ve sorun ilişkisel olmak üzere üç başlık altında değiniliyor ve her çatışma için ayrı bir çözüm yöntemi sunuluyor.Aileler en uygun çözüm yöntemini nasıl uygulayacağı ve bu çatışmaları çözümleyerek ve sağlıklı aile olma yolunda nasıl ilerleyeceği üzerinde durulmaktadır.

İletişim tüm canlılar, özellikle de insanlar arasında yüzyıllardan beri süregelen temel bir olgudur.İletişimsiz insanlar arası ilişki, bir toplumsal yaşam olanaksızdır. İnsanlar zaman içinde daha etkili iletişim araçları, yöntemleri ve becerileri geliştirmektedirler. Çağımız bir iletişim çağıdır. İletişim hem bireysel hem kurumsal düzeyde toplumsal yaşamın temel ve vazgeçilmez bir özelliğidir.

Bireyin gelişimi ve eğitiminde birçok görev ve işlevi olan aile, iletişim bakımından da çok önemli bir kurumdur. Çünkü çocukların iyi bir gelişme gösterebilmeleri için ana baba ile çocuklar arasında etkili bir iletişimin kurulması gerekmektedir. Etkili bir iletişim, aile bireylerinin karşılıklı olarak birbirlerinin düşüncelerini ve duygularını anlamalarını sağlar; işbirliği, yardımlaşma ve paylaşma davranışlarına yol açar; çocukların gelişmesi için uygun bir ortamın oluşmasına neden olur. İyi bir iletişimin gerçekleştiği aile ortamında çocuklar daha özerk ve bağımsız bir kişilik geliştirirler; düşüncelerini ve duygularını açıklama özgürlüğü ve alışkanlığı kazanırlar. Buna karşılık etkili bir iletişimin oluşturulamadığı, iletişim engellerinin yer aldığı bir aile ortamında çocukların gelişimi engellenir. Çocuklar özgürce düşünemeyen, düşüncelerini ve duygularını açıkça dile getiremeyen bağımlı bir birey olurlar; ileride çeşitli sorunlarla ve uyum güçlüklende karşılaşırlar. Bu nedenle, ailede bireyler arasında, özellikle anababa ile çocuklar arasında etkili bir iletişim kurulması çok önemlidir. En sürekli ve kişi için en yaşamsal insan ilişkilerin içinde geliştiği ailede, aile üyeleri ( anne, baba, ve çocuklar ) arasındaki iletişimin sağlıklı olması üyelerin bedensel ve psikolojik sağlığının temelidir.

İnsanın temel gereksinimlerini karşılayarak varlığını sürdürmek için kurduğu sosyal ilişkilerin en önemlisi olan ailede, üyeler arasındaki ilişkinin kalitesinin artması ve daha sağlıklı iletişim kurulabilmek için etkili iletişim kurulurken dikkat edilecek noktalar, gözden kaçırılmamalı ve iletişim engelleri ve çatışmaları mümkün olduğunca yok edilmeye çalışılmalıdır.

Etkili İletişim Nedir ve Neler Yapılmalıdır

 Anababaların çocuklarını kabul etme ya da etmeme durumuna bağlı olarak onlarla kurdukları iletişim biçimleri iki grupta toplanabilir. Çocuklarını kabul eden anababalar, iletişimde "kabul dilini", başka bir deyişle, etkili iletişim becerilerini kullanırken, çocuklarını kabul etmeyen anababalar ise, "kabul etmeme dilini", yani iletişim engellerine yol açan bir iletişim biçimini kullanırlar. Anababalar, genellikle, yetişme tarzları ve etkili iletişim becerilerini bilmemeleri nedeniyle çocuklarıyla sağlıklı bir iletişim ve diyalog kurmada güçlük çekerler. ( Dönmezer, 1999 )

Aile içinde etkili bir iletişim kurulabilmesi için anne-babaların kabul dilini iyi bilmeleri ve etkili iletişim becerilerini iyi kullanmaları gerekmektedir. Bunun için aile içinde yapılması gereken bazı davranışlar bulunmaktadır. Bunlar; aile içinde birbirlerine sevgilerini ifade etmeleri, diyalog halinde bir iletişim kurmaları, olumlu ve empatik bir iletişim içinde olmaları, birbirlerinin varlıklarını kabul etmeleri, etkili bir dinleyici olmaları, aile içinde ben iletilerini kullanmaları ve açık iletişim ile duygularını ifade etmeleridir.

1. İletişimde sevginin ifade edilmesi

Özellikle aileyi diğer ilişki durumlarından ayıran en belirgin fark, aile üyeleri arasında her şeyden önce sevginin egemen olmasıdır. Herhangi bir aile oluşurken, kadın ve erkeğin en temel beklentileri, bu ortamda karşılıklı olarak sevgiyi bulmak, bir anlamda evlenmeden önce yaşadıkları sevgiyi ailenin güvenli sınırları içinde koruyabilmektir. Eğer üyeler arasında sevgi yoksa ya da söz konusu sevgi sözlü ya da sözsüz mesajlarla aktarılmıyor ya da gösterilmiyorsa, ailenin sürekliliği açısından önemli bir sorun var demektir. ( Önder, 2003 )

Aile üyeleri birbirlerini sevdiklerinde ve bu sevgiyi birbirlerine aktardıklarında, aile kişi için koruyucu ve sıcak bir "üs" olma işlevini yerine getirebilir. Aile ortamında sevgi olduğunda, herkes hatalarına ve eksikliklerine rağmen kabul edileceğini bilir. Eşler, sevgi temelinde birbirleri için özveride bulunurlar. İş birliği ve yardımlaşma sevgi ortamlı ailelerde yüksektir. Örneğin erkek, eşinin de çalışıyor olduğunu göz önüne alarak ev işlerinin bir bölümünü üzerine alır. Böylece yükler daha adil biçimde paylaşılmış ve bir tarafın (özellikle de kadının), yukarıda da sözü edilen ağır yükler altında ezilmesi önlenmiş olur. Erkeğin, yükünü hafifletmesi sonucu kendine daha çok zaman ayırabilen ve mutlu olan kadın da hem eşine, hem de çocuklarına daha çok zaman ayırabilir ve sevgi aktarabilir (Güleç, 1995 )

2. Diyalog hâlinde iletişim

Kişiler arası iletişimin herhangi bir insan ilişkisinde işlevsel olabilmesi, bir anlamda karşılıklı olarak bir aktarımın gerçekleşebilmesi, söz konusu iletişimin "monolog" değil, "diyalog" olmasına bağlıdır. Başka bir deyişle iletişim karşılıklı, yani iki yönlü olmalıdır. Birçok insan iletişimde daha çok kendi düşüncelerini, isteklerini ve ihtiyaçlarını ifade etmekten hoşlanır. Ancak karşısındaki kişinin de gereksinimleri, düşünceleri ve istekleri olabileceğini algılayamaz. Bu durumda yalnızca bir kişinin gereksinim ve düşünceleri dile gelir. Diğerlerinin düşünce ve gereksinimleri ifade edilemediği için önemsenmemiş ve karşılanmamış olur. Özellikle aile içindeki iletişim daha çok bir kişinin "monologu" şeklinde gerçekleşiyorsa, bu durum diğerlerinin gereksinimlerinin tam olarak karşılanması sonucunu doğurabilir ki ,bu durumda da bazı aile üyelerinin aile ortamından elde ettikleri doyum azalır. Oysa aile, en küçük ama en temel sosyal birim olarak tüm üyelerinin düşünce, istek ve gereksinimlerinin ifade edildiği ve karşılandığı bir yapıya sahip olmalıdır.  (www.nevvalsevindi.com)

 Çocuğun, anne babasıyla diyalog hâlinde olması, yani evde söz hakkının bulunması, sorunlarının zamanında saptanıp çözümlenmesinin  ötesinde de bir anlam taşır. Kendisine söz hakkı tanınan, görüşleri ve gereksinimleri dinlenen çocuk önemsendiğini hisseder. Böylece hem kendisini "önemseyen" ailesine daha çok bağlanır ve atacağı yeni adımlar için daha çok danışır, hem de kişiliğini geliştirme yönünde önemli mesafeler kaydeder (pdrhizmetleri.sitemynet.com)

Aile içersinde iletişimin monolog değil diyalog biçiminde olması, evli çiftin ilişkisinin kaliteli olması bakımından da gereklidir. Eşler arasındaki çok yönlü uyum, ancak karşılıklı iki yönlü iletişim sayesinde gerçekleşebilir. O nedenle yalnızca bir tarafın emirler yağdırdığı, gereksinim ve isteklerini belirttiği monolog biçimindeki bir iletişim, eşler arasındaki anlaşmazlıkların büyümesini sağlamaktan öte bir yarar getirmez. Tıpkı ailedeki çocuklar gibi, her iki eşe de görüşlerini ve gereksinimlerini ifade etme olanağı verilmesi,  varlığının  önemsenmesi anlamını  taşır. Diğeri tarafından önemsendiğini değer verildiğini algılayan eş kendini daha mutlu hisseder ve eşine bağlılığı artar. ( Önder, 2000)

3. Olumlu iletişim

Kişiler arası ilişkilerde sık görülen, sürekli olumsuz eleştirme, yakınma, suçlama gibi savunucu iletişim tarzları da aile üyeleri arasındaki iletişimin ve dolayısıyla ilişkilerin kalitesini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Her insan gibi, bir babanın, bir annenin, bir çocuğun kendisiyle ilgili olumlu sözler duyması da önemli bir gereksinimdir.

 Olumlu iletişim aynı zamanda, aile üyelerinin birbirleri ile ne denli uzun süreli ve samimî ilişkiler içinde olurlarsa olgunlar birbirlerine özenli bir tarzla hitap etmelerini de içerir Örneğin, anne ya da babanın çocuğun odasına kapısını vurarak girmeleri, yaş; ne denli küçük olursa olsun, çocuğa teşekkür etmeleri, meşgul olduğu bir sırada başka bir olay ya da duruma yöneltirken izin almaları, keza eşler arasında da otuz yıllık bir evlilikten sonra bile birbirlerine teşekkür etmeleri ve isteklerini rica ederek belirtmeleri olumlu iletişimin diğer göstergeleridir. (Özgüven, 2001 )

4. Empatik iletişim

Aile ortamındaki ilişkilerde, üyelerin kendilerini bazen birbirlerinin yerine koyarak, olaylara ve sorunlara yaklaşmaya çalışmaları, sorunların büyümesini engelleyebilir.

Empati ile yaklaşılan çocuk ya da eş, anlaşıldığını algılayarak daha rahat iletişimde bulunacak, böylesi bir ortamda sorunların büyümeden önlenmesi gerçekleşebileceği gibi, ilişkilerin de daha sıcak ve dayanıklı olması sağlanabilecektir. ( Önder, 2000)

 

 5. Birbirini var eden iletişim

Her insan kendi varoluşunu, anlamlı bir bütün olarak bu dünyadaki varlığını yaşamak ister ve buna çabalar.         Aile üyelerinin birbirlerine sağlayabilecekleri en önemli yardım, birbirinin varoluşuna katkıda bulunmakla birbirini var etmektir. Bir insanın varoluşuna nasıl katkı sağlanabilir.

·         Varlığını koşulsuz kabul etmek:

Burada aile üyelerinin birbirlerine verdiklerî mesajın özü şudur: "Seni koşulsuz kabul ediyorum. Seni kusurlarına rağmen seviyor ve kabul ediyorum. Ancak şu davranışların da olumsuz. Kusurlarını eleştiriyorum ve düzeltmen için yardımcı olmaya hazırım.

·         Çok yakın ilişkilerde bile diğer insana özel bir alan bırakmak:

En yakın ilişkilerin yaşandığı aile ortamında bile, insanların özel alanları olabilmeli ve bu özel alanlara saygı gösterilmelidir:

·         Yeni atılımların, yeni girişimlerin desteklenmesi :

Varoluşunu geliştirme çabası içindeki insan yeni atılım ve girişimlerde bulunmaya çalışabilir. Saçının biçimini değiştirmek isteyebilir. Yeni dostluklar kurmak isteyebilir. Mesleğini değiştirmek isteyebilir. İşte bu çaba içindeyken, çevresindeki aile üyelerinin kendisini desteklemesi çok yaşamsaldır. Bu destek yalnızca sırtının sıvazlanması olarak düşünülmemelidir.

Eşlerden birinin meslek değiştirme çabasını, araştırma yaparak bilgi toplayan ve ona sunan diğer eşin desteği, böyle bir atılım yapmak için hazırlıkta bulunan eşi için çok değerli bir yardımdır. ( Önder, 2000)

 

6. Etkili bir dinleyici olmak

İyi bir iletişimcinin temel niteliklerinden biri, iyi bir dinleyici olmasıdır. Çevresindeki diğer insanlardan gelen mesajları doğru olarak algılayabilmesi ve uygun tepkileri verebilmesi, insanın iyi bir dinleyici olmasıyla ilişkilidir.

Özelikle aile içi iletişimde, aile üyelerinin birbirlerini etkili olarak dinlemeleri ilişkilerin sağlıklı gelişimi açısından önemlidir. Her şeyden önce iletişimi iki yönlü (karşılıklı) hâle getirmenin yolu diğer kişiyi dinlemekten geçer. İşte bu nedenle iyi bir iletişimci, iyi bir dinleyici olmak durumundadır. ( Dönmezer, 1999)

 Etkin dinleme becerisini kullanan kişinin, kendini karşısındakinin yerine koyması, yani empati kurması gerekmektedir. Empati kurduğu zaman karşısındakinin duygularını  daha  kolay  anlayabilir.

Etkin dinleme becerisini kullanan kişinin karşısındaki kişiyle aynı şeyleri hissetmesi gerekmez, fakat karşısındaki bireyin duygularını anlaması ve anladığım uygun bir şekilde iletmesi çok önemlidir. ( Dönmezer, 1999)

 

Etkili dinleme davranışları:

- Konuşma sırasında karşıdaki kişinin tepkilerini izlemek.

- Arada sırada konuşmayı keserek karşıdakine konuşma olanağı vermek.

- Diğer kişi konuşmasını bitirmeden söze başlamamak.

- Yargılamadan dinlemek.

- Dinlerken konuşana bakmak.

- Dinlerken yüz ifadesi ve beden dili ile anlatılanlara uygun işaretler vermek.

- Dinlerken başka bir işle, kişiyle ya da nesneyle ilgilenmemek.

- Dinlediğini belirten kısa sorular sormak.

- Dinlediğini gösteren kısa ama anlamlı sözel tepkiler vermek.

- Dinlerken, konuya uygun ünlemlerle

Ailede dinlemenin önemi

Aile içinde, aile üyeleri arasında etkili dinlemenin birçok yararından söz edilebilir. Eşi tarafından iyi dinlenilen bir eş sevildiğini ve ailede önemli bir yen olduğunu hisseder. Eşlerin birbirini iyi dinlemeleri ilişkilerini geliştirir. Çünkü iyi dinleme sayesinde birbirlerini daha yakından tanıyan eşler yakınlaşırlar. ( Dönmezer, 1999)

İyi dinleyicilerin olduğu bir aile ortamında, ilişkiler de zenginleşir. Çünkü dinlemeye zaman ayrılması ve yukarıda sayılan etkili dinleme davranışları, daha çok anlatmayı, mesaj iletimim beraberinde getirir. Bu ise aile ortamım zenginleştirir. Her türlü insan ilişkisini zenginleştiren önemli bir unsur, duyguların, gündelik hayatta yaşananların kişiler arasında paylaşılmasıdır. Paylaşma ilişkilere renk katar. Kimsenin birbirini dinlemediği bir ortamda konuşmalar da giderek azalır ve ilişkiler sıkıcı bir hâl alabilir. Diğer yandan iyi dinleme sayesinde aile üyelerinin gereksinimlerinin zamanında anlaşılıp gerektiği gibi karşılanması için gerekli plânlamalar yapılabilir ve ailenin sahip olduğu olanaklar harekete geçirilebilir. İyi dinleme sayesinde ailedeki sorunlar da zamanında fark edilip önlem alınmaya ve çözülmeye çalışılabilir. Kimsenin diğerini dinlemediği bir aile ortamında sorunlar ancak büyüdükten ve içinden çıkılamaz, çözümlenemez hâle geldikten sonra fark edilebilir. Bu durumda sorunların çözülebilmesi için daha çok zaman ve enerji gerekebilir. Daha çok kaynağın harcanması gerekebilir. Büyük boyutlara ulaşan sorunlar ilişkileri yıpratabilir.(Türkçapar, 1990 )

Aile içi iletişimde özel duygu iletileri: ben iletileri

Aile içi iletişimde, duyguların önemle vurgulandığı bir iletişim örneği de "ben iletisidir. Thomas  Gordon ‘un ben iletisi aile bilimine önemli katkısı olmuştur. Kavramının yalın etkili ve yardımcı özelliklerinin olması evlilik ve aile eğitimi programlarında sıkça kullanılmasına yardımcı olmuştur. Thomas  Gordon'a (1994) göre aile içi iletişimde ben iletileri kullanılmasının yararları arasında, duyguların ifade edilebilmesi, her üyenin kendi davranışının sonuçlan hakkında bilgi edinebilmesi ve kendisiyle yüzleşe-bilmesi. sen mesajı ile karşıdakini suçlamak yerine, kendi güçlüğü ya da duygusal durumuyla,yüzleşmeyi ve paylaşmayı (bir anlamda sorumluluk alma) öğrenmesi sayılabilir. Aşağıda tipik bir ben iletisi örneği görülmektedir:

"Sen eve geç geldiğinde, ben basma kötü bir şey gelmiş olabileceğini düşünüp kaygılanıyorum." Bu örnekte görüldüğü gibi tipik bir ben iletisinde, diğer kişinin davranışı tanımlanıp, onun davranışının kişinin kendisinde uyandırdığı duyguyu (yani kendi üzerindeki olumsuz etkiyi) ifade etmesi temeldir. (Nazlı, 2003)

 

Açık İletişim ile duyguların ifade edilmesi

Açık iletişim, adından da anlaşılabileceği gibi, karşılıklı iletişim sırasında duygu ve düşüncelerin açıkça ifade edilmesidir. Kişiler arasındaki ilişkilerde iletişimin açık olmasının birçok yaran olabilir. İlişkinin daha derinleşmesi için insanların birbirlerine daha açık olmaları gerekir. Savunucu iletişimde ise kişiler birbirleriyle açık ve gerçek iletişim kurmaktan kaçınırlar. Savunmalar içinde yüzlerine türlü maskeler takınan insanlarla açık iletişim kurulamaz. Böyle insanlar çoğunlukla rekabetten hoşlanırlar. Ancak kırıcı rekabet durumlarında ise kayba uğradıklarını görürler.( Cüceloğlu,2002 )

 Aile üyeleri arasındaki ilişkilerde, tarafların birbirlerine açık mesajlar göndermeleri, sorunların zamanında fark edilip çözülmesini, ilişkilerin daha yakın ye sıcak olmasını sağlar.

Açık iletişimin en temel konusu duygulardır. Duyguların açık olarak ifade edilmesi, aile üyelerinin duygusal gereksinimlerinin karşılanabilmesine olanak sağlar. Ayrıca karşılıklı olarak açık iletişim, üyelerin birbirlerine olan güvenlerini güçlendirir. ( Güleç, 1995 )

 

İletişim engelleri

Etkili iletişimin olmadığı yerde anne- babalar kabul etmeme dilini yani iletişim engellerini kullanmaktadırlar. Gordon ebeveyn çocuk arasındaki iletişim engellerini 12 maddede toplamıştır. Bunlar;

1.       Emir verme, yönlendirme; “Annenle böyle konuşma”

2.       uyarma tehdit etme; “Bunu yaparsan pişman olursun”

3.       Öğüt verme, ahlaki değerlendirme ; “böyle davranmamalısın

4.       çözüm yolları önerme; “Lise için karar vermeden önce birkaç yıl bekleyebilirsin.”

5.       mantıksal tartışma; “bu konuyla ilgili realiteye bir bakalım”

6.       Yargılama, eleştirme, karşı çıkma, “Doğru düşünmüyorsun”

7.       Övme, “Seninle aynı fikirdeyim”

8.       alaya alma, tavır; “buraya bak bay açıkgöz”

9.       yorum; “bunu beni kızdırmak için söylüyorsun”

10.   telkin etme, avutma; “ Yarın kendini daha farklı hissedeceksin.”

11.   Soru sorma; “ne zamandan beri böyle düşünüyorsun”

12.   ilgiyi başka yöne çekme; “masada bu konuyu tartışma.”

 

Bunlar iletişimi engelleyen kategoriler olarak adlandırılır. Aynı zamanda çocuğun kendisine olan saygısını yitirmesine ve ana-baba çocuk ilişkisi üzerine yıkıcı etkilere yol açabilir. Bu tür iletişim çocuklarda konuşmasını engeller, onların savunmaya geçmesine neden olur, karşı saldırıya geçip tartışmalara neden olur, gücenme ve incinmeye ve çocukların suçlu ve aşağılık hissetmelerine neden olur. (Nazlı, 2003)

Bu yüzden sağlıklı bir aile olabilmek için aile içinde etkili bir iletişim kurulması çok önemlidir. Yukarıda sayılan iletişim engellerinin kullanılması durumunda yani sonucunu bir iletişim içinde olunması durumunda aile içinde çatışmalar meydana gelmekte ve bu çatışmalar ailelere büyük zararlar vermektedir. (Türkçapar,1990)

 

Her ailede anababa ile çocuklar arasında yer yer sorunlar ortaya çıkabilir. Bu, son derece doğaldır. Önemli olan sorunların ortaya çıkması değil, doğru ve iyi bir şekilde çözümlenebilmesidir. İzlenen yöntemlerin hem anababanın işini kolaylaştırması, hem de çocukların gelişimini engelleyici olmamasıdır.( Dönmezer, 1999)

Anababa ile çocuklar arasındaki çatışmalarda sorunların nasıl çözümlenebileceği, ne tür bir iletişim yönteminin kullanılacağı, daha çok, sorunun kimi ilgilendirdiği ile ilgilidir. Sorunun çocuğu, anababayı ilgilendirmesi ya da ilişkisel olması durumunda kullanılacak iletişim yöntemleri farklıdır. Bu nedenle, önce sorunun kimi ilgilendirdiğini ya da kime ait olduğunu saptamak, sonra da buna uygun iletişim yöntemleri kullanmak gerekir. (Dönmezer,1999)

Anababa ile çocuk arasındaki ilişkilere dayalı olarak oluşan sorunlar ya çocuğu, ya anababayı ilgilendirir ya da ilişkiseldir.

SORUN ÇOCUĞUN

Çocuk herhangi bir gereksinimini karşılayamadığı ya da karşılama çabası engellendiği zaman, sorunu var demektir. Bu durumda, çocuğun davranışı anababanın gereksinimini karşılamasına somut bir engel oluşturmadığı için, sorun anababanın değil, çocuğundur. Çocuğun gereksinmelerini karşılayamaması ya da çeşitli güçlüklerle karşılaşması, doğrudan doğruya onu sıkıntıya sokar ya da mutsuz eder, anababayı değil. Ancak, sorun anababaya götürüldüğü zaman onları ilgilendirmeye başlar. Örneğin, çocuğun oynayacak bir arkadaşının olmaması, arkadaşları tarafından istenmemesi, okulda öğretmenine ya da arkadaşına kızması, ödevlerinin ona zor gelmesi, korkularının ve kaygılarnın olması, hatta başarısızlıkları, anababanın yaşamından bağımsızdır ve yalnız çocuğa ilişkin sorunlardır, yani sorun çocuğundur.

Anababalar, genellikle, sorunların çocuklara ait olduğunu kabul etmezler. Çünkü onların sorunlarını üstlenmeye yatkındırlar ve çoğu zaman da üstlenirler. Dolayısıyla, çocuklar sorunlarını açıkladıklarında, onları dinleme yerine kendileri konuşurlar ve genellikle de, daha önce açıklanan on iki iletişim engelini kullanırlar.

 Sorun çocuğun olduğu zaman en iyi iletişim biçimi etkin dinlemedir. Çünkü etkin dinleme, çocuğun sorunlarına çözüm bulmasına yardımcı olur. Çocuğun sorunları bazen yüzeydedir ve kolayca görülür, bazen derindedir ve değişik davranışlarla kendini belli eder. Bu nedenle, kapalı (örtük) ve derinlerde olan sorunlara ulaşmak zor olur. Etkin dinleme, bu tür sorunlara ulaşmanın etkili yollarından biridir ve anababaya sorunun ne olduğunun anlama olanağı sağlar. (Gordon, 1996)

SORUN ANABABANIN

Çocuğun gereksinmelerinin karşılandığı, fakat davranışları, anababasının gereksinmelerinin karşılanmasını somut bir şekilde engellediği zaman sorun anababanındır. Örneğin çocuğun, anababası konuşurken gürültü yapması, anababasının acelesi varken yavaş hareket etmesi, duvarı karalaması, oyuncaklarını sağa sola atması, elbiselerim oturma odasında bırakması, çamurlu ayakkabılarıyla içeri girmesi vb. davranışlar anababaya sorun yaratan davranışlardır. Bu durumda sorun anababanındır ve bu sorunları üstlenmek onlara düşer.

Anababalar, sorunun kendilerine ait olduğuna karar verdikleri zaman, ya çevreyi ya kendilerini ya da çocuğu değiştirmeyi deneyebilirler. Çevreyi değiştirmek, küçük çocuklarda davranış değişikliğine yol açar. Bu nedenle, çevreyi değiştirmek sorunu çözebilir. Anababalar kendilerini değiştirebilirler. Bu durumda, anababanın çocuğunu kabul etmesi, onun değerli bir kişi olduğunu duyumsaması gerekir. Anababalar çocuklarının kendilerinden ayrı bir varlık olduklarını duyumsarlarsa, onları daha kolay kabul edebilirler; kendileri olmalarına izin verebilirler; onları, yalnız kendi ölçülerine uygun bir şekilde (davrandıklarında değil, her zaman kabul edebilirler Ancak anababalar, çevreyi ve kendilerini değiştirme yerine, genellikle çocukları değiştirmeyi denerler. Bu bağlamda, çocukların davranışlarından rahatsız olan ve onları değiştirmeyi amaçlayan anababaların büyük bir çoğunluğu, rahatsızlıklarını dile getirmek için etkisiz iletişim yöntemlerini kullanırlar. Bu yöntemler de iletişim engellerine yol açar. (Gordon, 1996)

Sorun anababanın olduğu zaman en uygun iletişim biçimi, "ben dilini" kullanmak, "sen iletileri" yerine "ben iletileri" göndermektir. (Gordon, 1996)

SORUN İLİŞKİSEL

Her ailede anababanın istekleri ile çocuğun istekleri arasında sık sık çatışmalara rastlanır. Bu çatışmalar önemsiz olabileceği gibi ciddi boyutlarda da olabilir. Çatışma yalnız anababanın yada çocuğun gereksinmelerinin karşılanamamasından kaynaklanmaz. Sorun ilişkilerden ileri gelebilir. Bu durumda, hem anababanın hem çocuğun gereksinmeleri engellenebileceği.için sorun iki tarafı da ilgilendirir. Bu nedenle, sorun ilişkiseldir. Gerçek ilişkiler sorunun ortaya çıkmasına yol açar.

 Sorun anababanın olduğu zaman kullanılan ben iletileri de, her zaman çocukların davranışlarını değiştirmelerinde etkili olmaz. Bazen gençler, gereksinmelerinin çok güçlü olması nedeniyle, anababalarına sorun yaratmasına karşın davranışlarından vazgeçmeyebilirler. Bu duruma çalışma denir. Anababa ile çocuğun gereksinmeleri çatışabilir. Gereksinmelerin karşılanması tehlikeye girer ve ilişkilerde bir sorun ortaya çıkar. (Gordon, 1996)

Anababa ve çocuk arasındaki çatışmalar, ilişkisel soranlar üç yöntemle ele alınabilir ve çözümlenmeye çalışılır.Anababanın kazandığı, çocuğun kaybettiği yöntem. Çocuğun kazandığı anababanın kaybettiği yöntem. Hem anababanın hem çocuğun kaybetmediği yöntem :         

Birinci Yöntem

Anababa ile çocuk arasında bir çatışma ortaya çıkınca, yani ilişkisel bir sorun yaşanınca, anababa kendi çözümünü çocuğa kabul ettirmeyi düşünür ve çözümü kararlaştırır. Çocuk anababasının önerdiği çözümü kabul ederse her-hangi bir sorun çıkmaz, fakat kabul etmez karşı koyarsa, anababa otoriter bir tutumla çocuğu boyun eğmeye, itaat etmeye zorlar. Bu durumda, anababa kazanır çocuk kaybeder. (Gordon, 1996)

 İkinci Yöntem

Anababa ile çocuk arasında bir çatışma sözkonusu olduğunda, anababalar kendi çözümlerini kabul etmesi için önce çocuğu ikna etmeye çalışırlar. Eğer çocuk, ikna olmaz karşı koyarsa ve kendi istediği şeyi yapmakta diretirse, anababa çocuğun istediğini yapmasına razı olur. Bu durumda da, çocuk kazanır anababa kaybeder. (Gordon, 1996)

Üçüncü Yöntem

Bu yöntem, anababa ile çocuk arasında oluşan sorunu ya da çatışmayı birlikte çözmeyi amaçlayan bir yöntemdir. Dolayısıyla, anababayla çocuk arasında bir çatışma ortaya çıktığı zaman, anababa çocuktan her iki tarafın da kabuledebileceği bir çözüm için katılım ister. Bir araya gelinerek karşılıklı çözümler önerilir. Çözümler değerlendirildikten ' ve en iyi çözüm üzerinde bir uzlaşmaya varıldıktan sonra, bunun nasıl uygulanacağı kararlaştırılır, iki taraf da kendi görüşünde diretmez. Güç kullanma ve baskı söz konusu değildir. Böylece, hiç kimsenin kaybetmediği, herkesin kazandığı bir çözüme ulaşılmış olur.

Aile içinde ortaya çıkan çatışmalar doğru bir biçimde belirlenip doğru yöntem kullanılarak çözülmesi durumunda aile içinde etkili bir iletişimin varlığından söz edilebilir.

 Aile ortamında ilişkiler süreklidir, yani yıllar boyunca devam eder. Böyle olunca da aile üyeleri arasında gelişen çatışmalar da zaman içinde varlığını sürdürür ve ilişkileri yıpratır. Eşler arasında sevgi giderek yok olur. Çatışmalı ortamlarda çocuklar da huzursuz olurlar. Okul performansları olumsuz şekilde etkilenir. Bu nedenle kişiler arası çatışmalar konusunda bilinçli olmak ve doğru biçimde davranmaya çalışmak tüm ailenin mutluluğu için önemlidir. (Gordon, 1996)

SONUÇ

Sonuç olarak çocukların iyi bir gelişme gösterebilmesi, çiftlerin evlilikte yeterli duyumu alabilmesi için aile içinde etkili bir iletişimin kurulması gerekmektedir. Etkili bir iletişim, aile üyelerini hazırlıklı olarak birbirlerinin düşüncelerini ve duygularını anlamalarını sağlar; iş birliği, yardımlaşma ve paylaşma davranışlarına yol açar; çocukların gelişmesi için uygun bir ortamın olmasına neden olur.

Etkili bir iletişim için üyeler birbirlerini sevmeli, empatik yaklaşmalı ve birbirlerinin haklarına özen göstermelidir. Aile üyeleri etkin birbirlerini etkin bir şekilde dinlemelidir. Çünkü insan ilişkilerini zenginleştiren önemli bir unsur, duyguların gündelik hayatta yaşananların kişiler arasında paylaşılmasıdır. Paylaşma ilişkilere renk katar. Kimsenin birbirini dinlemediği bir ortamda konuşmalar da giderek azalır ve ilişkiler sıkıcı bir hâl alabilir. Diğer yandan iyi dinleme sayesinde aile üyelerinin gereksinimlerinin zamanında anlaşılıp gerektiği gibi karşılanması için gerekli plânlamalar yapılabilir ve ailenin sahip olduğu olanaklar harekete geçirilebilir. İyi dinleme sayesinde ailedeki sorunlar da zamanında fark edilip önlem alınmaya ve çözülmeye çalışılabilir. Ama etkili iletişimin olmadığı yerde iletişim engelleri kullanılır.Bu engellerin kullanılması durumunda eşler mutsuz ve doyumsuz olacak, çocuklar sevilmediğini, küçük görüldüğü düşünecektir. Böyle iletişim engelleri ile dolu olan bir ailede küçük çocuk benlik saygısı düşük olmakta ve suçluluk duyguları beslemektedir.

Aile üyeleri arasındaki iletişimin sağlıklı olması üyelerin bedensel ve psikolojik sağlının temelidir. Anne babalar sağlıklı bireyler yetiştirmek istiyorsa birbirleri ve çocuklarıyla kurdukları iletişime çok dikkat etmelidirler. İletişimin engellerini kullanmamaya özen göstermeli ve çatışmalar olduğunda, çatışmayı iyi tanıyıp doğru çözüm yönetimini kullanmalıdırlar. Böylece üyeler önemsendiğini değer verildiğini algılayarak kendilerini daha mutlu ve huzurlu hissedecek ve ailelerine çok bağlılıklarda artacaktır

 

KAYNAKLAR

  1. CÜCELOĞLU, Doğan, “İletişim Donanımları” Remzi Kitabevi, 2002
  2. DÖNMEZER,İbrahim, “Ailede İletişim ve Etkileşim” Sistem yayıncılık, 1999
  3. GORDON,Thomas, “Etkili Anababa Eğitimi” Sistem yayıncılık 1996
  4. NAZLI, Serap, “Aile Danışmanlığı” Nobel yayıncılık,2003
  5. ÖZGÜVEN,İ.Ethem, “Evlilik ve Aile Danışmanlığı” Nobel yayıncılık,2001
  6.  Nevvalsevindi.com
  7. pdrhizmetleri.sitemynet.com

·         Bilim ve Sanat Merkezi Rehber Öğretmeni